Yada, Türkler’e Tanrı tarafından bahşedilen bir tılsımdır. Beni en çok etkileyen şey ise bu tılsımdan dış kaynakların da bahsetmesidir. Çin kroniklerinde, Türklerin Yada Taşı ile hava durumuna etki ettiklerinden bahsedilir. Yada; kurt veya yılan gibi kutsiyet taşıyan canlıların içinden çıkar ve bir nevi canlı bir varlık gibi düşünülürdü. Özenle korunur ve dikkatle kullanılırdı; çünkü bu taş, amansız veya bilgisiz ellerde kontrolsüz bir tehlikeye de sebep olabilirdi. İşte bu gizemli, kutsal taşlara "Yada Taşı", bu taşları kullananlara da "Yadacı" denirdi.
Peki neden takı değil de tılsım diyorum? Tılsım; bir korunma, bir çare ya da saklı bir şifa niyetine fısıldanan gizli, sırlı bir sözdür çoğu zaman. Benim dünyamda ise tılsım; toprağın kalbinde binlerce yılda şekillenmiş taşların yan yana gelip titreşimleriyle oluşturduğu, kişiye özel, gizemli renklerle sarmalanmış bir müziktir.
Masamın köşesinde duran ham kristalden kulağımda sallanan safire, serçe parmağımdaki safir yüzükten sürekli benimle beraber değişen şamanik kolyeme kadar... Hepsi, bu hayattaki yolumda bana bahşedilmiş küçük ama derin birer armağan. Ve ben artık, sadece kendime ve yakın çevreme araladığım bu gizemli kapıyı, çağrıyı duyanlara da açmam gerektiğine inanıyorum.
Bir taşı elime aldığımda yaşadığım şey sıradan bir tasarım süreci değil; benim için zamansız bir meditasyon, duyusal bir iz sürme hali. Tıpkı Yadacı'nın dikkatle taşını kullanması gibi büyük bir dikkat ve özenle, ama en çok tamamen hissiyatla hareket ediyorum. Seçtiğim her renkte, attığım her düğümde ya da hislerime güvenip sil baştan başladığım o doğal akışta tek bir niyet var: Şefkatimi ve iyi niyetimi iliştirdiğim taşların sesine odaklanmak; o gizemli müziğe kısa bir süre eşlik edip onu ulaşması gereken kişiye teslim etmek.
Şuna gönülden inanıyorum: Hepimiz bu dünyaya belli görevleri tamamlamak için geldik. Benim bu hayattaki nihai misyonum belki de ihtiyaç duyduğunuz o tılsımın size hatırlattığı dileği, çareyi veya korumayı hislerim ve ellerimle bir araya getirip yanınızda taşıyacağınız bir nesneye dönüştürmektir... Bir heykeltıraşın mermeri yontarak içindeki ruhu serbest bırakması gibi...
Bu masalsı kapıdan içeri adım atan ve kısa bir süre de olsa dünyama dahil olan herkese; toprağın bağrında size ulaşmayı bekleyen bu zamansız taşların sessizce titreşen müziklerini serbest bırakma fırsatı verdiğiniz ve beni hayat şarkınıza kısa bir an dahil ettiğiniz için teşekkür ederim...

